1 Haziran 2010 salı , saat: 15:21
Sanki hayatımda ilk defa başım ağrıyormuş gibi. Tüm sinirlerim gergin. Evet fiziksel olarak gerginlik var, kopacakmış gibi sanki gerinmeye çalışsam. Bugün çatı tamiratının başladığı 3 gün oldu. Çatı tamiratı demek sabah 9dan akşam 6′ya kadar evin çatısında bir takım adamların güm güm güm birşeylere vurması demek. Hiç durmamaları demek. Hiç ara vermeden vurmaları, kafanı şişirmeleri demek. Ve eğer finalleriniz varsa ve evde kalıp ders çalışmanız gerekiyorsa, eğer geceleri oturup gündüzleri uyumayı seviyorsanız ve tepenizde birileri güm güm diye ses çıkartarak, sanki delicesine zıplayarak yapılan bir embesil dansı gibi hiç durmadan zıplıyorsa, çatı tamiratı demek, cinnet demek. Ama başlarda hiç bu kadar zor değildi.
İlk günlerde onu hafife aldığımı hatırlıyorum. İlk iki gün bu aralıksız ve bir ritimden yoksun vuruşlara katlanabileceğimi sanmıştım. Hatta keşke ritimli olsalar diye düşünüp, ritimli gibi vurduklarında onlara eşlik bile ettiğim olmuştu. Gündüzleri de erkenden kalktığım için uykumun büyük bölümü sağlıklı gece uykusuydu. Sanki sadece ufaktan sinir edici birşey gibiydi ama, yoksayılabilirdi. Ta ki, bu sabaha kadar.
Bu sabah 11de sınavım vardı, ben de geceden ders çalıştım, sonra geç oldu, uykum geldi, yemek yiyip uyudum. Sabah uyandığımda saat 9.15 civarıydı. Tepemde birileri zıplıyordu. Güm güm güm ve gümgüm. Sonra gümgümgüm. Sonra güm. Kaçış yoktu, uyanmalıydım. Uyanmaya çalışırken farkettim ki, çok fena başım ağrıyor - ki benim başım hiç ağrımaz. Ne yapsam geçmedi, çünkü yukardan biri sanki beynimin içinde zıplıyordu. Güm güm. Sonra gügügügüüm. Sonra gümmmmmm. Hiçbir ritmi yoktu. Çok doğaçlamaydı.
Bütün gün, yani şimdiye kadar baş ağrısıyla gezince başı ağrayan insanları anlamaya başladım. Pek yaşanılası bir hayat değildi. Sonra bu baş ağrsının sinirlenmeye doğru geçirdiği evrimi sanki dışardan bir gözle izledim. Neredeyse normal insanlar gibi sinirlenmeye başladım -ki ben pek sinirlenmem. Sinirlenince saçmalayan insanları anlamaya başladım. Hiç güzel bir yaşam tarzı değildi, sinirli hayat. Sürekli saçma şeylere sinirlenip, sonra saçma şeylere sinirlendiğini farkedip kendine sinirlenip, sonra kendine sinirlenmenin manasızlığını kavrayıp her şeye sinirlenip insanın kendi ve her şeyden soğuması olayı gerçekten pek güzel değil. Ama tüm bunların katlanarak artması beni gerçekten korkutuyor.
Hafif cinnet ortamına girdiğimi ayrımsıyorum. Çünkü hala, şu anda bile, güm güm güm güm güm, durdu. Güm güm gümmm, durdu. Sanki bir lanet gibi, akşam 6ya kadar durmayacağını bildiğin bir lanet. Evden kaçmak lazım evet. Ama ders yapmam da gerek. Dışarda ders yapmak çok sıkıcı, ayrıca dışarısı çok sıcak. Ayrıca evde güm güm güm ve güm. Tekrar güm. 6ya kadar durmak yok. Çok uykum var.
Eve gelince çok sevdiğim öğlen uykusunu uyumaya karar verdim- ki ben boşsam mutaka öğlenleri 1 saat uyumayı adet edindim. Ama bu güm gümlerle olmayacağını farkettim. Yine de bir umut yatağa yattım. Güm güm güm. Gözümü kapadım, başka şeyler düşünmeye çalıştım. Ama güm güm güm. Yok olacak gibi değil. Sonra aklıma pamul geldi. Pamukla kapattım kulaklarımı. Ama bu sefer de titreşim. Evin her yerinden titreşim geliyordu, her yukarıdan vurduklarında. Ve bu titreşimler en az sesleri kadar rahatsız ediciydi, veya ben çok kötü bir durumda olduğum için rahatsız oldum-ki ben normalde pek birşeyden rahatsız olmam. Gece uyuduğum kısa uyku, baş ağrısıyla uyanmam, sonra öğlen uyuyamam, beni yemek yemeye teşvik etti.
Ben de acıkmadığım halde birsürü şey yedim. Dondurma almıştım -ki bayılırım, erik almıştım -ki hastasıyım, bir de şiveps mandalina onlardan yedim içtim. Hem de çok. Sonra güm güm güm. Sinir bozucu bir şekilde, tvye bakarak -ki ben normalde hiç tv izlemem- birsürü şey yedim. İzlediğim her şeye sinirlendim. Bu olaylar çok sinir bozucuydu, insanların yaklaşımı, insanların sığ oluşu çok sinir bozucuydu. İnsanlar nedense çok gerizekalı gözüktü bana ve buna çok sinirlendim-ki eskiden gerizekalılara gayet katlanabiliyordum. Sinirlendikçe kanal değiştirdim, kanal değiştirdikçe yedim, yedikçe içtim. Ben izledikçe, yedikçe, içtikçe güm güm ve güm. Tekrar güm. Gümmmm. Durdu bazen 10 saniye, çöldeki vaha gibi. Bahanın şarkısı. Ne gerizekalısınız hepiniz. Bu israilliler, bu filistinliler, bu faşistler, bu sosyalistler, hepsi, toptan. Sinir oldum hepsine, sonra bunlara sinir oluyorum diye kendime sinir oldum. Sonra çok yemekten ve sinirden karnım ağrımaya başladı- ki benim normalde hiç karnım ağrımaz.
Bunları yazarken yine güm güm güm. Hiç bitmeyecek gibi, ama neyse ki 6da bitiyor. Güneşin alnında, karnı ve başı ağrıyan ve uykusuz ve sinirli bir şekilde, ders yapabileceğim -ki bu dersten de nefret ediyorum- bir yere gitmeyi deneyeceğim. Ah bir uyuyabilsem.