yeşil erik

Posted in normalized on September 23rd, 2009 by reşat

yesil erik is here.

lyrics:
yeşil
erik
yeşil
erik
yeşil
erik
tuzla yenir
yeşil
erik
tuzla yenir.

sucuk

Posted in normalized on September 20th, 2009 by reşat

sucuk is an another link.

kinder bueno

Posted in normalized on September 18th, 2009 by reşat

kinder bueno is a link

ulema ve krema

Posted in normalized on September 18th, 2009 by reşat

Bizim burdaki fırın harika bir ticari zekayla geceleri sıcak pide çıkarmaya başlayalı beri, her gece 3te gidip sırasına giriyorum. Koku 200 metre uzaklığa kadar yayıldığı için, gecenin o saatinde uyanan aç insanlar filmlerdeki koku dumanını takip eden zombiler gibi gelip kuyruğa doluşuyorlar. Sırada beklerken bazen öndeki adam 5 tane filan pide isteyince, arkadakiler tepki veriyor. Yani o saat için güzel reaksiyonlar bence. Hemşerim lokanta mı açacaksın 5 pideyle diyen amca mesela beni epey güldürmüştü. Neyse işte geceleri uyumazsan böyle olur.

kene şoov

Bir de geçen gün yine gece sıcak pidesi almaya giderken, sitenin çıkışındaki güvenlik klubesinden iki adam bana seslendi. Genç bir bakar mısın dedi biri. Ben de bakayım dedim. Ne için bakacaktım gerçi. O beyaz kutu gibi, içini asla merak etmediğim güvenlik klubesine çağırdı beni. İki güvenlik görevlisini zor durumda bırakan bir olayla karşı karşıya olduğumuzu anladım tabii. Hemen, sorun nedir baylar dedim. Klubenin içindeki ufak yaratığı gösterdiler bana. Amcaoğlu, sen kene nedir bilirsin di mi, aha şu duvardaki şey kene midir sence? diye sordu bana. Çünkü biraz önce onu kene sanıp  öldürmüş, . Sonra arkadaşı demiş ki o kene değil, öbür tarafta o da seni öldürecek böyle kösele ayakkabasını çıkartıp. Katilimiz ise kene olduğunda ısrar ediyorken ben geçmişim ordan, bir nevi jüri olarak. O yaratığın kene olup olmadığına ben karar verecektim. Kendimi çok önemli hissettim. Ses tonumu kalınlaştırdım, bakışlarımı donuklaştırdım. Aslında pijamalarımlaydım yani, ne kasıyosam.

Sonra baktım duvardaki bir böcek. İki tane uzun anteni var, ileri doğru kıvrılıp kıskaç gibi olunca, bizim katilimiz onu kene sanıp bir anlık panikle kösele ayakkabısını çıkardığı gibi duvara yapıştırmış zavallıcığı. Ben olay yerine vardığımda ceset hala duvara yapışıktı. Yaptığım bir kaç inceleme sonunda onun lorem ipsum dolor türü bir böcek olduğuna kanaat getirdim. Ve nihai kararımı mahkemede açıkladım. Bu kesinlikle bir kene değildi, Lorem aleminden Ipsum sınıfına ait bir Dolordu bu. Neyse ki latinceleri biraz zayıftı, o yüzden pek dikkat etmediler dediklerime. Sonra katil bu işe çok üzüldü. Vicdan azabı duymaya başladı. Arkadaşı da arkasından, her korkusever dincinin yaptığı gibi, öbür tarafta da bu hayvan senin kafana vuracak diyip adamı korkuttu. Ben de üzülmemesi gerektiğini, artık olanın olduğunu, ölenle ölünmeyeceğini söyledim. Onlar da eyvallah abisi diyip beni uğurladılar. Sonra ben eve geldim, sıcak pideye nutella sürüp yedim.

Sonra birsürü uyuyup beynimi krema kıvamına getirdikten sonra çivisi çıkmış dünyayı okuyordum. Amin abiye burdan açık mektup yazmak isterdim, neden bu kadar tuzun kuru diye sormak isterdim. Ama sanırım türkçesi pek iyi değil. O yüzden vazgeçtim. Ama öyle yani, küreselleşelim top olalım, biri gelip tekme atsın, yuvarlanıp gidelim, ona hiç dokunmuyor gibi geliyor bana. Ama ölümcül kimlikler ne güzeldi, keşke sadece kimlikten bahsetse, bir de arap tarihinden. Arapların gözüyle haçlı seferleri de çok güzeldi. Neyse seviyorum ben Amin abiyi. Denemeleri de güzel ama ne gerek var bilmiyorum, montaigne denemiş zamanında, olmuş, yeterli bence.

Ama belki gününde değildir. Gününde olmamak ne ya, hiç anlamıyorum bunu. Tam bir yalan. Daha güne başlamadım gibi bir uydurma bence. Yaa bugün pek günümde değilim, o yüzden yeniliyorum. Yalan, hiç de değil. Bugün iyi oynamıyorsun işte. Daha sonraki gün daha çok çalışıp daha iyi oynayabilirsin, o gün gününde mi olacaksın yani. Bilmiyorum bana çok saçma geliyor. Chpli birinin kürt açılımını desteklemesi kadar saçma  yani. Nasıl destekleyebilirsin ki, sen ilk önce kürtlere yapılan haksızlıkları bir kabul et, di mi ama. Neyse, kinder bueno gerçekten çok iyi birisi.

Geçen gün 5 tanesini alıp eve gelirken, ya bu yaz neden pek kinder bueno yemediğimi sorguladım. Hangi bakkala gitsem yoktu. Nereye gitmişti, yoksa üretimi durdurulmuş muydu, olacak iş değilidi, dünyanın en güzel şeyi durdurulur muydu hiç. Neyse işte bu kafama takılan soruları bakkalıma danıştım. Hacı amca, neden bu kinder buenolar yazın yoktu dedim. O da dedi ki, bu kiniderler çok özel bir çikolata. Yazın sıcaktan bozulduğu için 3 ay boyunca üretilmiyor. Ve yine çabuk bozulduğu için sadece sipariş üzerine üretiliyor. Yani toptancı bana geliyor , ne kadar istiyorsun hacı abi diyor, 2 kutu mu istiyorum diyorum , siparişi veriyor, haftaya kinderler geliyor. Yani böyle, özel bir çikolata dedi. Zaten ben ilk  yediğimde anlamıştım çok özel birşey olduğunu. O yüzden de hastasıyım.

Ne kadar tatlısın, canım kinder bueno

Sanırım geymiş, matrixteki morpheus ve neo

Tadını hiç beğenmedim senin sayın benimo

Olsaymışım keşke kutupta yaşayan bir eskimo