bir takım mevzular
Posted in normalized on July 11th, 2009 by reşatGece gece, bir takım mevzular arıyorum. Bulamadım ama yine de yazıyorum. Bu yaz harika birşeye benziyor, uzun uzun yaşıyorum. Zamanın bolluğu ne güzel şey, kendi zamanıma hükmediyorum. Olur olmaz sorumlulukları ise hiç yüklenmiyorum. Kendi kendine yetme yetisi ile bir güzel de mutlu oluyorum. Bence her yeni bir paragraf yeni bir kafiye olsun diyorum.
Plan içinde plan. Ama yakarım çıranı eğer çizersen yan. Uzak doğuda yerler mi acaba, şöyle uzun ve lezzetli bir solucan. Afiyet olsun mu diyeceğim, hah sen öyle san. Neyse boşverelim yemekleri, tatilden başkası yalan. Yemeklerde bile çıkarcıyız, illa ki olsun bize bir faydası dokunan. Yoksa yemeyiz olsak da geveze bir papağan. Pek yemek istemiyorum seni, ey faydalı ve kötü kokan soğan. Kusura bakma, değilim ben faydacı, yoksa var mı beni öyle bulan? İşi bırakınca kafiyelere de buldum yeterli bir zaman.
Sırt üstü sırt üstü yüzerken açıklarda. Düşündüm ki düşünmek ne farklıymış kendimin tatilde olanlarında. Çünkü bir olmadığım çok açıktır beni tanıyanlarda. Kalabalık gezerim hep yollarda. Var mıymışım, yok muymuşum, aman ne önem var canım bunlarda. Sırt üstü yüzüyorum işte, yüzerim enerji oldukça kollarda ve bacaklarda. Acaba kollarım ve bacaklarım, ayrı ayrı insanlar mı, yok ya, olmaz bu kadar da. Düşünmeyi düşündüm, ama ne düşündüğümü unuttum sonralarda.
Birden bir deniz anası yaklaştı. Hem de kocamanlıktı. Yanıma öylece yanaştı. Bana kalırsa sadece yalnız yüzmekten bıktı. O yüzden birden yanıma çıktı. Mor bacakları vardı, evet onlar bence bacaktı. Çok aheste yüzüyordu, gözlerini açıp bana baktı. Ne diyeceğimi bilemedim, adeta tüm kelimelerimi boğazıma tıktı. Neyse ki sonradan ağzımdan bir “Merhaba!” çıktı. Acaba deniz anası da konuşacak mıydı. Bekledim bekledim, gözleri bana bakıyor, apaçıktı. Bir iki dakika öylece bakıştıktan sonra, baktım ki onlar göz değil sadece iki açıklıktı. Bu olanlar gerçekten hayallerimi yıktı.
Tüh, ne güzel yakalamıştım denizin anasını. Soracaktım kim seni ağlatıyor diye, sonra alacaktım onlardan hesabını. Denizi kirletenler lütfen versin insanlıktan istifasını. Yoksa bir güzel sallarım ellerimle kafatasını. Kim tutacak denizin ve anasının yasını. Ne çok özlemişim denizi ve kumsalını. Sırt üstü yüzdüm yüzdüm açıklarına denizin, ama yakalayamadım bir açığını. Daldım daldım dibine, ama çıkarttı beni yine yukarı, napsın allahın kaçığını. Sarılmaya çalıştım kulaç kulaç, ama öptürmedi bile yanağını. Ben de gittim kumsalına uzandım, güzel olurdu tenlerde biraz güneş yanığı. Ama gittikçe düşüyor insan tinindeki insanlık oranı. İstanbul sahillerinin hiç de sakin olmayan sakini, yüce kalabalık kolibasili, mıncıklamak istiyorum oranı buranı.
İşte bunlar bir takım mevzular: İşten ayrılmak. Ayrılır ayrılmaz tatile gitmek. Tatilde sırt üstü yüzmek. Biraz da kumsalda güneşlenmek. Caz festivali için ıstanbula dönmek. Ama en çok canımı sıkan ıstanbul sahillerinde yüzememek. Var kolibasili diye bir engerek. Bence ya denizi ya da yönetimi bir güzel temizlemek gerek. Deniz anasından korkmayın, bunu da yapayım bir ek. Evet, doğru, bu aralar yazmıyorum pek. Var bir sürü planım, gidiyorum, hadi bakalım hayırlısı diyerek.