referanslara reveranslar
Posted in normalized on February 22nd, 2009 by reşatBlog takip etmek ne acayip bir olay aslında, sevgili okuyucu. Benim böyle takip ettiğim bazı bloglar var, insanların gerçekten beyni yanmış, ve ben o blogu takip ederken gerçekten yoruluyorum. Yani okuduktan sonra çok acayip bir his giriyo içime, bunaltıyo beni, canımı sıkıyo. Sanki o insanın hayatına dahil olmuşum, ona karışmışım, onunla bütünleşmiş gibi hissediyorum birinin blogunu düzenli takip edersem. Ne acayip his.
Siz de mesela benim blogumu takip ediyorsunuz. Bana da mı öyle diyorlar acaba, beynim yanmış filan. Böyle benim hayatıma dahil olduğunuzu filan hissediyor musunuz acaba. Büyük ihtimalle hepinizi tanıyorum. Hayatımı buradan takip edebilmek zor tabi, ben pek açmıyorum buraya her şeyi. Ciddiyetsizliğe vurup, dalga geçip, biraz da gönderme yapıp eğleniyorum her zamanki gibi. O yüzden pek birşeyden haberdar olabileceğinizi sanmıyorum. Ama bazı bloglardan çok rahat yazarının hayatını takip edebiliyoruz ya, ne ilginç durum. Beni bulabileceğiniz mekanlar beşiktaş kafe pi, leman cafe, bebek cafe nero. Hehuaeh çok saçma. Gel beni bul diyorsun yani. İnternette vızır vızır konuşup da yanına gidince susan tipler de var mesela, onlara da şey göndermesi yapayım.
-Sen pek konuşmuyorsun galiba
-Hayır ben konuşurum, ama içime doğru
Bir insan birşeyden nefret edercesine kuvvetli bir duyguyla uzak duruyorsa, o şeye diğer bir yönden yaklaştığını iddia eden kişisel bir tespitimi bugün kendi kendime kanıtladım. Yani modern olan her şeyden böylesine çocuksu ve salakça bir şekilde nefret ettiğim için, haliyle modern sanattan da aynı şekilde nefret ediyordum. Bugün klasik dans gösterisi diye gittiğim gösteri modern dans gösterisi çıkınca mecbur izlemek zorunda kaldım. Tamam dedim, saf dışı bırakıyorum beynimdeki tüm önyargılama mekanizmalarını, izleyip karar vericem; bok gibiyse birazcık da sevinerek ulan bok gibiymiş oh be çekicem, güzelse de alkışlayıp tüm önyargılarımı kırıcam. Gösterinin başlarında, holey ya bok gibiymiş gerçekten diye içimi rahatlatırken, daha sonradan çıkan dansçıların bolero parçası eşliğindeki figürleri, elbiseleri, ifadeleri yani her şeyleri gerçekten çok etkileyiciydi. Salona girince tüm önyargılarımı kapatma kararı aldığım için, bu karara saygı göstererek birsürü alkışladım ve artık modern sanattan o kadar da nefret etmiyorum. Önyargılarımı kıran budapeşte balesinin de burdan terazisine tıklıyorum. Yine böyle bir olay, pariste louvre’daki modern sanat sergisinde başıma gelmişti, çok beğenmiştim ama modern sanattı, beğendiğim için üzülmüştüm. İnsan dediğimiz şey böyle salaklıklar yapıyor ya, sonradan farkedince çok gülüyor kendine.
Bir önceki paragrafın başındaki cümledeki şeyi açıklamak istedim. Böyle bir çember hayal ediyorum, mesela dünya yerküresinin ekvator çemberi gibi bir çember. Sen bir noktadasın, konumuz da senin tam karşındaki noktada. Sen onu seversen bir yönden ona doğru hareket edip yaklaşmaya başlıyorsun. Ama nefret edersen de ters yöne doğru hareket etmeye başlıyorsun. Hareket düzlemi dairesel olduğu için de uzaklaşmayıp, ters yönden yaklaşmış oluyorsun, mantığı böyle işte. Yani bu açıdan bakıldığında; en uzak olduğumuz şeyler hakkında tamamen nötr, ilgisiz olduğumuz şeyler olduğudur önermesi çıkıyor ki, pek de mantıksız gözükmüyor.
Nefret ettiğim şeylere reveranslar
CV’de var sağlam referanslar
Ne sıkıcı değil mi şu konferanslar
Çok eğlenceli oluyor astral translar.
Saçma şiircilikte yarışmak istiyorum.