Kapı açılıyor, gıcırdayarak. Evimin kocaman siyah kapısı. Duvarlar beyaz, kapıya tezat. Kapısı açılıyor evimin, kara kapısı. Bekleyen birileri var kapıda. Kan kokusu geliyor dışardan, birşeyler kanıyor. Bekleyenler kımıldanıyor, içeri girmek için sabırsızlar. Tüm karanlıklıklarıyla dışarıdakiler, kemiklerimi titrete titrete içeri giriyor, dişlerimi sıkıyorum, ellerimle birşeyleri çekiştiriyorum, misafir ediyorum onları, acılarımı misafir ediyorum. Gözlerimi teker teker suratlarına dikiyorum, meydan okuyorum. Titremem geçmiyor bir türlü, gözyaşlarımı kontrol edemiyorum. Herşeye rağmen onlara kocaman gözlerle bakıyorum. Acılarımı misafir ediyorum. İçeri davet ediyorum, açık siyah kapıdan. Tüm misafirperverliğimle hissediyorum içimde, damarlarımda, kemiklerimde. Tüm merhametimle selamlıyorum onları, tüm metanetimle gülümsüyorum, tüm cesaretimle yüzlerine bakıyorum. Evimin koltuklarına oturtuyorum acılarımı, misafirlerimi.
Uzun uzun, kara kara adamlar onlar, uzun cübbeleri var, kukuletaları yüzlerini gizliyor. Evimin penceresinden odaya bembeyaz bir ışık giriyor, hafif bir rüzgar perdeleri kımıldatıyor. Koltuğumda oturuyor şimdi onlar, kötü kötü adamlar. Gözümü onlara dikiyorum tekrar, meydan okuyorum. İlk defa bu kadar yakınlar, içimdeler artık, evimdeler. Acı denilen şeye tüm varlığımla teslim oluyorum. Acılarım bana geldi, misafir ediyorum onları. Teslimiyetle gözlerimi kapıyorum. Gözlerimi kapayınca O’nu görüyorum, hemen gözlerimi açıyorum. Acılarım çoğalmış, 5 kişi olmuşlar şimdiden. Şimdi çok daha güçlüler. Dayanamıyorum, yere yığılıveriyorum. Gözlerim kapanınca yine O var, hemen gözlerimi açıyorum. Bu sefer daha da çoğalmışlar, evimin tüm koltuklarını kaplamışlar, kara cüppeli büyücüler, acılarım onlar, misafirlerim. Dayanabildiğim yere kadar dayanıyorum, sonra tekrar gözlerimi kapatıyorum, tekrar O’nu görüyorum. Bu sefer gözlerimi açtığımda, onlarcası, belki yüzlercesi başıma üşüşmüşler. Her gözümü kapayıp açışımda daha da çoğalıyorlar, O’nu gördükçe orada çoğalıyorlar. Tüm görüş alanım onlar oluyor artık. Direncim kırılıyor.
İçimde birşeyler var, nasıl çıkacağını bilmediğim. Gözlerimi açıyorum, artık evimde değilim, onların ülkesindeyim bu gece. Misafirliğe gittim ben bu gece, acılarıma misafirliğe gittim. Bulutların üstünde bir yerdeyim. Acılar bulutların üstünde yaşıyor, evet. Orası o kadar da harika bir yer değilmiş, soğuk ve kuru. Tüm bulutlar, kafamdaki düşüncelerin bulutları sanki, parmaklarımın ucundaki bulutlar, dilimin üstündeki bulutlar. Bu gece bulutların üstünde kalıyorum ben, bilmediğim bir yerde. Yanlız sanıyorum kendimi, ama yanımda birileri var.
Sonra uyanıyorum, bir yataktayım. Bilmediğim bir evin yatağında. O nerde kalıyor bilmiyorum ama, ben O’nun yanında kalıyorum. O’nun yanında yatan benim, bir başkası değil. Sonra tekrar uyanıyorum, bulutların üstünde, acılarımda misafirim. Doğruluyorum, dilimin ucundaki bulutlardayım. Sonra tekrar uyanıyorum. Evimdeyim, acılar bana misafirliğe gelmiş, binlercesi. Kafama üşüşmüşler, tırnaklarıyla tüm vücudumu çizmişler, her tarafım kanıyor. Sonra birden kara bir dumana dönüşmeye başlayıp, tırnaklarıyla kanattıkları vücuduma girmeye başlıyorlar. Zehirli bir duman bu, çok fazla canım yanıyor. Çok fazla geliyor, en sonunda tekrar uyanıyorum. Yatağımdayım, yapayanlızım.
Sanki yanlız kelimesi, yalnız kelimesinden daha iyi ifade ediyor herşeyi. Sen nerde kalıyorsun bilmiyorum ama, ben yanında kalıyorum.
