
Sevgili okuyucular, bildiğiniz gibi yakın ahbabım mandorcan ile yıllardır düğünlerde çalıp söylüyoruz. Baya da nam saldık aslında, mesela selamsızda bir düğün oldu muydu, hemen bize söylenirdi. Gidip çalardık o ara kral tv’de en popüler ne varsa. 5 milyon öro biriktirip nünberge taşınma hayallerim başka bahara kaldı derken, 3 gece önce, mandorcan ile birlikte demet akalının son hitini evde pratik yaparken telefon çaldı. Arayan damalis barının patronu Nihat abiydi. Bizi bir düğünde mustafa sandal söylerken görmüş. Benim mustafavari danslarımı çok beğenmiş. Abi dedim, ben acayip de tarkan dansı yaparım, ama ortam ona uygun değildi, daha nezih düğünlerde vay anam vay bile çalıyoruz dedim. Nihat abi, mesele o değil dedi, size bir teklifim var çocuklar dedi. Haftasonları gelip bizim mekanda söyler misiniz? dedi.
Aman tanrım, heteroseksüel düğün şarkıcılığından, homoseksüel bar şarkıcılığına yükselmiştik birden.Bu haberi kankam mandorcana söyleyince, ben hemen traş olup şu burnumdaki kılları aldırayım dedi. Ben de hemen koşup kollarımda ve göğsümde ne kadar tüy varsa yoldum. Pek sakalım çıkmıyor zaten, ama bunun işe yarayacağını hiç düşünmemiştim sayın okuyucu. Homoseksüel bar sanatçısı olmak için birebirmiş meğerse bu köselik. Daha sonra hazırlanıp mandorcan ile zümrüt fotoğrafçısına gidip iki tane zümrüt fotoğrafımızı çektirdik. Çok hoş çıktılar, patron çok beğendi, hemen gidip astı girişe.
İlk gecemiz çok heyecanlıydı. Cuma gününden bütün demet akalınları, mustafa sandalları, kenan doğuluları ezberlemiştik. Araya birkaç tane de tarkan atmıştık, enternasyonel olsun diye. İbrahim Tatlıses de koyalım dedi ufuk, onun da van tu tri foro gop gop şarkısını repertuarımıza aldık. Kendimi çok hazır hissediyordum. Sahneye çıkmadan 2 saat önce vardım bara, patron beni hazırlanma odasına götürdü. Orda bazı kadınlar vardı, fondöten midir nedir, ondan sürüp parlattılar bizi iyice, kaşlarım ince olduğu için almaya gerek yokmuş, iyi bari dedim, ama mandorcan tabii kurtulamadı bundan. Napalım, sanat için olsun o kadar. Sonra bize ikişer parlak takım elbise verdiler. İçine gömlek giymiyorsun, badi gibi birşey giyiyorsun, iğrenç filan ama olsun. Giydik çıktık.
Performansımız göz kamaştırıcıydı. Demet Akalın kırosunun Affedersin şarkısından Gülşenin Of Of’una güzel bir snyth geçişinden sonra yaşanan curcunayı, bağırılan yaşa,varol, kop kop’ları anlatamam sevgili okuyucu. Şampanya patlatmaların, peçetelede istek yollamanın ardı arkası kesilmiyordu. Seyirci memnundu, kafaları yerindeydi. Artık alemin vazgeçilmez iki sanatçısıyız.
İş bitince, geceleri alemdeyiz. Bu alem ise keyworddür sevgili okuyucu. Herkes konuşur, bahseder, ama bilmez, alem nedir. Şu alem der, bu alem der, alemdeyim der, ama orası neresi asla bilinmez. Tabii bu alemin dışındakiler için geçerlidir. Ben ve kankam mandorcan artık alemin içindeyiz. Ama daha bir heteroseksüeliz alemlerde. Flickr’da gördüğüm How-to: biilnçli kız kesme rehberinden edindiğim altın değerindeki bilgilerle alemlerde kız kesmekteyim. Dün gece Madam Bovary adında bir güzele rastladım, biraz histerikli çıktı, aman olsun, ben de pimpirikliyim, diyerek onu kabullendim. Arada arada kesiyorum. Yarın gidip, telefonun kaç diyeceğim. Allah onu alemlere bovary olsun diye yaratmış.
Hem sonra Madame Bovaryden daha histerik ve daha gerçekçi bir karakter gördü mü şu âlem?
No, görmedi.
