rüyamda free bird solosu attım
Posted in normalized on November 29th, 2007 by reşatİster inanın ister inanmayın, rüyamda free bird solosu attım. Bunu geçelim çünkü çok kişisel bir blog yazısı olmak üzre. Çünkü size bozuk para cebimden bahsetmek üzereyim. Yıllardır sahip olduğum bir özelliği yeni farkettim ama çok garip bence. Sevgili alekseyevna, nerden geldiği bilinmeyen bir alışkanlık sonucu bozuk paraları sadece bir tek cebe koyuyorum. Pek farkında değildim. Mesela o cepteki tüm bozuk paraları alıp saydığımda 900bin çıkıyor. Bitane daha yüzbin çıksa dolmuşa veririm iyi olurdu hani diyorum. Ama yok, hiçbir zaman da olmadı. Çünkü başka bir cepte 100bin olması imkansız, tüm bozuk paralarımı sadece bir cebe koyuyorum ben sevgili okuyucu. Çok ilgi çekici değil mi? Bence pek değil, ama kişisel biryer burası. Kendimi ifade ediyorum bozuk parayla. Kendini ifade etmek de ne ki, varsam varımdır bunu etmeme gerek var mı bilmiyorum.
Herneyse bu bozukpara cebini keşfedince, onun hakkında düşüncelere daldım. Evet böyle garip düşüncelerim oluyor. Mesela dedim ki, aa bu yıllardır böyle, çünkü lisede filanken de dolmuşa binerdik, bir cepten 750bin çıkar, bir 250 araştırması için diğer cepler kolaçan edilir, ama hiç bulunamazdı. Çünkü ben bozukparaları sadece bir cepte tutarım. İşin bir ilginç tarafıysa bu cep sabit değil, yani bir dönem sağ cep, bazen sol cep. Ülkedeki politik görüşün çoğunluğuna göre değişiyordur belki. Masum solcular dövülürken sol cebime, chp mitingleri zamanı sağ cebime koyuyorumdur. Bilmem ki hiç.
Sabahları erken uyanmada büyük sorunlar yaşıyorum. Hayatımda bir sorun belirdi, uyanamama. Bugünlerde popüleritesi artan “sorunsal” kelimesine karşı olup olmadığımı kestiremedim. Ama madem konu açıldı düşüneyim.. Düşündüm, karşıyım. Ama mesela bonus card’a karşı değilim. Çünkü komedi filmleri festivalinde %50 indirimi var. Çok fazla değil mi? Hemen bonus card alasım geldi. Ama almadım tabii, iradeli birisiyim. Bana irade olsun, beklemek olsun.
Yağmurlar yağmaya başlayınca, kendime şemsiye aldım. Ondan sonra hiç yağmur yağmadı. Ne fena bir şans bu. Mesela eskiden yazın, birtane büyü biliyordum. Bizim orda 1 saat uzaklıkta cebeci ve kefken adında iki sahil kasabası vardı. Günübirlik oraya gidilinip yüzülünürdü. Daha sonradan birtane terkedilmiş sahil bulduk doğuşcanla. Oraya mysterious sahil adını verdik, biraz özenti gibi ama olsun, bilinçli insanlarız sonuçta, bye bye türkçe okuduk. Herneyse işte büyüm şöyle çalışıyordu. Akşam abimler veya ablamlar hadii yarın denizee gideliim, diyince ben de “Holey, yarın sabah denize gidiyorum.” büyülü sözcüklerini söylerdim. Bu büyü sayesinde hemen yarın yağmur yağıyordu. Ve biz de denize gidemiyorduk. Pek olumlu etkisi yok belki ama ben FRPciydim sonuçta, büyü büyüdür diyip ona alışıp hatta onu sevmiştim. Acaba şimdi şey mi desem, “Holey, bugün şimdi Maslak’a denize gidiyorum” belki büyü çalışır. Bakalım gidip göreceğiz. Maslakta deniz yok diyenlerin alnını karışlarım. O gökdelenlerin arasında bitane inek bakan amca var. Onun yanındaki sokakta kışları alabalık yetiştirilebilir. Sonuçta akıntısız biryer olduğundan deniz sayılabilir. Coğrafyam iyidir.
Yazıyorum yazıyorum, 10 dk geçmiş. Düşünerek yazsam belki daha uzun sürer. Ama o zaman sıkıcı olabilir. Düşününce sıkıcı olan insan türündenim. Kendimi yeni yeni tanıyorum. Sürekli yeni özelliklerimi keşfediyorum, mesela bozukpara cebi. Sonra mandalinayı kabuğu bölünmeden tek parça halinde soyma isteğimi bastıramıyorum. Uyuduğum yatakta baştan sona uzunluğu takla cinsinden 2buçuk takla. Bunu ölçtüm, evet. Galiba gidilebilir artık. Teşekkürler bana vakit ayırdığın için blog. Take it easy baby. Specialize in having fun.

