logical
Posted in normalized on September 18th, 2007 by reşatSayın okuyucu şunu bilmelidir ki, şimdiye kadar kafa sokma müsabakalarımdan kesinlikle sıkılmadım. Sadece uygun düştüğü için kendi kafamı kendime sokuyorum. Kendimi “bildiğin” iğrenç rockçı yapıyorum. Denilebilir ki “hep bu tipler üzerine yazıyorsun bay, yok mu başka eylencen”. Haklısınız. Başka şeylere de yazmaya çalışacağım. Öyleyse bu yazımız bu kahramanımızdan ayrı olsun. Kahraman ben olayım bu sefer. Küçükken hep kahraman olmak isteyip istemediğimi hatırlamıyorum. Bence zor iş. Şimdi kendimden türettiğim iğrenç kişiliğe bir göz atalım.


Herneyse, bu yazıyı okuduktan sonra beni rüyanızda görürseniz, size magnum ısmarlayağım. Evet, “bildiğin magnum”. Hatta uluslararası gönderi bile yapılabilmekte. International shipping yağni. Evde üretime geçiyorum ben magnumu. Boş ev. Garip oluyor yazı galiba. Ama olsun. Göndermeler bittiyse konuya dönelim.
Konu, boş evin akustiği. Ev boş olduğundan, pek cisim de olmadığından kahraman olarak kendimi seçtim. Ropdöşambırımı giyip(gerçekten!), kılıcımı alıp değişik figürler çiziyorum evimin tek halısının üzerinde. Halı yeni olduğu için bir sürü tüyü çıkıyor. Serdarın kedisi üzüm gibi, tüy döküyor benim halı. Aslında kış geliyor, zamanlaması yanlış. Üzüm zamanlamayı iyi yapıyor, tüyleri siyah gömleğimin üzerinden bir türlü çıkmıyor. Şimdi burdan supertramptaki gibi “ouu cek cek ceki yee” diye bağırdığımda bir başkası “ceki yee yee” gibi bir geri seslenişle beni sevindiriyor. Life is so oo dependable dım dım dım. Saksafon solosu süper. Akustik diye buna derim sayın okuyucu. Evin tek kahramanı olduğumdan yemek yapmak, yemek yaparken dinlenilecek radyoyu bulmak, yemek yaparken gelen çişi çişe götürmek gibi eş zamanlı işler haricinde, yerleri çok ses çıkartan ve ne işe yaradığını pek bilmediğim bir aletle vakumlamak, uyanınca ofis şeylerine benzeyen çızgı çızgı şeylerin aralığını açmak(bu işlem çok eylenceli, çok çevirince yine kapanıyormuş), gece yerine koymaya üşendiğim şeyleri yerine yerleştirme gibi görevlerim var. Ayrıca ekmek bitince ekmek almak unutulmamalı. Gerçi ramazan geldi, pidesi çok süper. Sıcak pide sırası bazen burdan 2. köprüye kadar uzuyor. Bir ermişin dediği gibi “palyançonun kolundan çekiyorum, gelmiyor”. Bunun ne anlamı var bilmiyorum. Bilinçaltı akış tekniğiyle yazdım. Bakalım okuyucu buna dikkat edip anlayabilecek mi. Ayıpçı olmak ya da olmamak, işte tüm mesele bu. Bilirsiniz, bir yazar için en zor şey budur. Eflatunu severim, ama bilgiyi ondan daha çok severim. Ocaktan beri çok kitap okudğumu sanıyordum. Evdeki kitaplarımı kitaplığa dizince çok az oldukarını gördüm. Entelci olsaydım buna üzülürdüm. Ama ben hepsinin ne kadar hoş kitaplar olduğunu görünce sevindim. Evde en çok kullandığım aletler tost machine ve kılınç. Ama sıralama yapmak gerekirse, vidyoda da görüldüğü üzre kılıç 1 numara. Evden getirdiğim babamın ropdöşambırı ile ikisi tam bir ikili oluşturuyor. Size bunu açıklamanın vakti geldi. Üstteki resimler şakacıktandı. Ben aslında melek yüzlü sucuk eksperi reşatım. Selami Şahin ahbabım olur. Lalelide yezanem var, laleli bizim. Beklerim. Gerçeği kimseden saklayamam ki.
